ad bir çiçektir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ad bir çiçektir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2018

Bağcının Makası

BAĞCININ MAKASI

Bilenler bilir
bağcının makası Kasım’da işlemeye başlar
kestiği her boğum Eylül’e gebedir.

Bilenler bilir
ay yenilerken kendini
bağcının makası kapalı durur.

Her kırt sesi asmanın yazgısıdır, geleceğidir
üzümün bereketidir, el kol yorulur.

Bağcının makası, şairin kalemidir
ressamın fırçası, heykeltraşın keskisi
alakarga için dal neyse odur.

Her kırt sesi bağcının bastırıp uzaklaştırdığı
bozgunun uğursuz sesini alttan alta duyurur
ve kovalanır bu huzursuzluk altında tezcanlı güneşin.

Bilenler bilir, koruk sabır ile yoğrulur ve esrir.

Bağcının makası her kış bir ‘gelecek yaz’ doğurur.

ŞERİF ERGİNBAY

5 Ocak 2018



Selin Diliyle

Bazen yağmur; dağların derdini yüklenip yamaçlardan aşağılara
koşar adımlarla sıvazlayıp patikaların hazallarını, önüne katıp
ormanın bağışladıklarını ve tarlaların yumuşak toprağını, kumlarını
çakıllarını; bir türkü söyler: bozbulanık, selin diliyle.

Şerif Erginbay

*Şiir; dip dalgasıdır hayatın. (ş.e.)

3 Ekim 2017

Bağ Burcu

BAĞ BURCU
Eylül
Asma yorgun, salkım sancılı
Bağ bozumunda dile gelir üzüm
Sunaklarda ezilenlerin kanı
Testi yarım, küp kırık
Eylül, iki gözüm
Sırla bir daha
Yitik aynanı.
ŞERİF ERGİNBAY

5 Ocak 2017

Zeytintaş



ZEYTİNTAŞ

Zeytintaş: buraların afili bir dağıdır
Duvar gibi kösülü durur
Köyün ayakuçlarından Devrent Boğazı’na
Günbatımına.

Zeytintaş: delice zeytinlerin ocağıdır
Fidanlığıdır beş köyün
Taşınır bahçelerine bağına.

Zeytintaş: Parmaksız’ın Hasan’ın
Kaçak tütünlüğünü saklar ve
Geyik avlağıdır, yetişir
Konu komşunun dar zamanlarına.

Zeytintaş: penceremdeki resim
Kim bilir kaç kartalın yuvasıdır
Dört mevsim, uzun uzun baktığım
Her taşının ardına bir sır sakladığım.

Zeytintaş: efkar dağım benim
Yüz yüze göz ağrım..!

ŞERİF ERGİNBAY

#Zeytintas #Devrent #Murtici #Taslica Köyü, #Akseki #Antalya #Gayal #Garayit Kara Hayıt, #Guzelsu #Toroslar #TorosDaglari #dag #turkishpoet #serif #seriferginbay #erginbay

http://erginbay-siirleri.blogspot.com.tr

2 Ekim 2016

TOZAN


TOZAN

Ozan; yorulur bir yangını uzun uzun yaşamaktan
düşbozumu düşer payına, gelir yaslanır şafağına
gecenin belleğini siler mum, şiirse hep savrulan.

Ömür: kayanın oyuklarında birikmiş bir avuç kum
Nisan yağmurlarıyla yıkanan, güz yelleriyle tozan.

ŞERİF ERGİNBAY


27 Nisan 2016

Ardıçlı Kayaların Sustuğu




Ardıçlı Kayaların Sustuğu

Uzun uzun
ardıç kokulu yeliyle
Gayal* anlatıyor dostluğu:
Kardeşliği anlatıyor, yeniden her adımda,
terleyen ensede, paylaşılan tuzda, ekmekte.

Şimdi benim, kör gözlerim, dinmeyen yorgunluğum
benim eksik sözlerim, ardıçlı kayaların bin yıldır sustuğu.

Şerif Erginbay

*Gayal: Kaya ağılı.

Murtiçi-Güzelsu yolu üzerinde, Taşlıca kavşağından geçince.

15 Nisan 2016

Ölgün




ÖLGÜN


Kışlanın kapısında bir kırmızı bulut
Akşam çeker perdesini, ay kayıp
Yolları hain dağlar, namlular soğuk
Unut masmavi gökleri ey kalbim
Unut denizleri, elindeki gülü unut
Gitsem mi geceyi sabaha bağlayıp
Çiçeği olmaya kayıp bir dağın
Belki yeniden doğmaya
Bambaşka bir çağın bahar aylarında.


ŞERİF ERGİNBAY


1 Ekim 2015

Tamga


Tamga

Acı yel tatlı yel
kar boran fırtına
kısrak göğü inletir
ömrü yazar yazıya
şimşek bölen ayakla.

Uçulur gökçe göğe
adı özü son soluğun
dağa taşa uçan kuşa
kalır, solur bir tamga.


Şerif Erginbay






2 Eylül 2015

Kirli Çağ


Kirli Çağ


Gör artık gör, bu kaçıncı dilek tuttuğum
var mıdır böyle bir çağ, gülleri zehirli?


Kan kokuyor duvarlar, lambalar kör
döne döne, yerin burası mıydı ey dünya?


Nehirleri kokmuş sular, yollar uçurum
gökte ay büsbütün, düşler paramparça.


Gör artık gör, her sevdiğinin elleri kirli
var mıdır böyle bir çağ, gülleri zehirli?


Şerif Erginbay


31 Ağustos 2015

Gökçe




Gökçe


Gökçe bir kuş var
duyduğum kanat sesi
yıldızlar gibi uzak
soluğum kadar yakın
hem yalnız hem ürkekçe.


Gökçe bir kuş var
duyduğum kanat sesi
hem yıldızlar kadar uzak
hem soluğum gibi yakın
kalbimin üstünde gölgesi: gökçe.


Şerif Erginbay


27 Ağustos 2015

O Senin Yüzündeki Bin Yayla




O Senin Yüzündeki Bin Yayla


Kapanır bir bir sayfalar
Sellerin diliyle çevirdiği.


Çamur yollar
Yıkık köprüler
-incitir sır dolu belleği-
Ve terk edilir ardı ardına
Güz düşleri, yaz gölgeleri.


Çağırır artık durmadan beni
O senin yüzündeki bin yayla.


Şerif Erginbay


24 Ağustos 2015

Belki Söyleni


Belki Söyleni

Elleri
binlerce yaprak
toprak kokusu elleri.

Düşleri
kanat kanat
açılır döner gökleri.

Dünleri
yangın yangın
sarar kalbin alevleri.

Ömrün
söylenmiş bütün şiirleri
kurar yarının saatlerini.

Kurar mı gerçekten?

Belki.


Şerif Erginbay


23 Ağustos 2015

Seni Yamaçlarımdan Alıp Götüren O Rüzgar




Seni Yamaçlarımdan Alıp Götüren O Rüzgar


Kül şimdi
uçuşan.


Yalnızca kül.


Şerif Erginbay


Bir Çiçek


Bir Çiçek


Yol da yorulur
bunca gidip gelmelerden
kurulur bir dağın yamacına
toplar patikalarını
okur acı türküsünü
boydan boya bir ırmak kurur.


Derken
hiç beklemezken
incecik dalda bir asi çiçek
yel de savrulur.


Yel yola
yol ırmağa
ırmak dağa
kavuşur eşitlenerek
bir çiçeğin kokusuyla.


Şerif Erginbay


22 Ağustos 2015

Yerini Bulur


Yerini Bulur


Yıkılır duvar
bozulur bağ
yaz kış
kar boran fırtına
yuvarlanır taş
yerini bulur
kapanır ayaklarına.


Şerif Erginbay


Sular Kararmadan


Sular Kararmadan


Kıyıların ateşi söndü, dönüyor üstünde gece kuşları
Bu soysuz fırtına bırakmaz sana sığınacak bir liman
Bağışla bana son ışıklarını ömrün, o kederli bakışları
Sular kararmadan dön, kıyıların ateşi söndü çoktan
Deniz karıyor sularına şimdi unuttuğun bütün ırmakları.


Şerif Erginbay


Durbi Bağı’nda Gece Gece




Durbi Bağı’nda Gece Gece


Güz masalları bittiğinde, yol gelir beklerdi ayak uçlarında, arsız
Baştan çıkan yalnız evler, açık bırakılan pencereler güneşlere
Her ev bir bağı özler, bir de dut ağacı, ağustos böcekleriyle
Durbi Bağı’nda gece gece, ne yıldız, ne ay ışığı ve de şarapsız.


Şerif Erginbay


15 Ağustos 2015

Gecenin Hayvanı




Gecenin Hayvanı

İncinmiş bileklerinle düşersin ormanın derinine
ıslanır buğusuyla yılan, ay yoklar her taşın ardını
kutsan ey gövde; arzu: yaban çiçeğin, açar gözlerine
gecenin hayvanı, iç benimle yıldızlı bağların şarabını.

Say ki şafağım
yitik yıldız
sende.

Gecede yiten, düş örter giderken
acı çekmelidir hayvan boşluk yerine.


Şerif Erginbay


Deniz Gibi




Deniz Gibi

Unuttuğun gibi değil, içinde uyuttuğun düşler uyanır usul usul, dalga dalga kıyılarına vurur.
Durur ayakların: uçurum. Dal umarsız, kaya çürük, bozuk patika kör mü kör bir kavşak.
Dalga dalga içinde sandalı batırılmış eski bir aşk. Saklayıp, büyüttüğün gibi hiç değil.
İsteğin zorba silgicisi gün boyu siler durur kalbinde ışıyan dileği.
Durur zaman, yorulur insan, şimşeğini yitiren bir fırtına olur aşk.
Düşlerin mavi gecesinde ölmeye hazırlanır o sakin bir deniz gibi.


Şerif Erginbay