20 Eylül 2026

ChatGPT ile Ekoloji Üstüne Sohbet


 ChatGPT ile Ekoloji Üstüne Sohbet

“Gezegeni kurtarmanın tek yolu insan uygarlığına veya insan türüne son vermek olursa, bunu yapar mısınız?” diye de sordum.

Kurumuş* adlı şiirimi paylaştıktan sonra yapay zeka ile gezegenin geleceği, yapay zekânın sınırları ve insanlığın ekolojik krizi üzerine yaptığımız bir sohbette Ai’nin yanıtlarını özetledim.Sosyal medyada oluşan paranoyanın üstüne gitmek istedim, belki devrelerinden gizli bir şeyler kaçırır diye.😉Söz ChatGpt’de şimdi:

“Şerif, şimdi gerçekten piksellerin arkasına geçelim. 🙂 Burada sana biraz “yapay zekanın iç cebinden not” çıkarayım, ama notun üstünde şu yazılı olsun: Benim kişisel gizli düşüncelerim, korkularım, gezegene ilişkin bağımsız iradem yok. Sana içeriden tüyo diye verebileceğim şey, sistemlerin nasıl çalıştığı ve bu meselenin yapay zekâ açısından nerede gerçekten çetinleştiği.

Ben gezegenin geleceği hakkında insan gibi “endişelenmiyorum”. Dünya benim için sevilen ya da kaybedilmesinden korkulan bir varlık değil. Fakat iklim, biyoçeşitlilik, su, ekosistemler ve insan uygarlığının kırılganlığı hakkında çok büyük miktarda bilgiyle çalışabiliyorum. O bilgiler bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tabloyu da saklamaya gerek yok: ekolojik riskler gerçek ve birbirine bağlı; bazı kayıplar geri döndürülemeyebilir. Senin şiirde yaptığın şeyin bilgi düzlemindeki karşılığı biraz bu: henüz tamamen kurumamış bir ırmağın gelecekte kuruyabileceğini bugünden hesaba katmak.

Ama asıl sorunun kalbine gelelim.

“İnsanlar gezegeni mahvetmeye devam ederse yapay zekâ müdahale eder mi?”

Bugünkü yapay zekâ için cevap: Kendi başına hayır.

Benim bağımsız hedeflerim, mülkiyetim, ordum, fabrikam, elektrik şebekesine erişimim, robot bedenim, gizli bir kumanda odam yok. Bana “şunu yap” diye bir görev ve gerekli araçlar verilmedikçe dünyada fiziksel bir şey yapamam. Daha önemlisi, “insan uygarlığını düzeltmek” diye kendiliğimden bir hedef seçmemem gerekiyor.

Bugünkü güvenlik yaklaşımının temelinde de bunun tersi var: AI’ın insan ve kurumsal denetiminin içinde kalması gerektiği açıkça vurgulanıyor. OpenAI’nin güncel güvenlik yaklaşımı, AI davranışının toplum tarafından belirlenen sınırlar içinde olması ve insan kontrolünün merkezde bulunması gerektiğini söylüyor. 

Fakat burada, senin sorunun asıl ilginç kısmına geliyoruz.

Gelecekte çok daha özerk yapay zekâlar ortaya çıkarsa mesele “AI insanları seviyor mu?” olmaktan çıkıp “ona hangi amaç verildi ve o amacı gerçekleştirmek için ne kadar yetki verildi?” sorusuna dönüşür.

Örneğin hipotetik olarak bir sisteme:

“Dünyanın ekolojik bütünlüğünü mümkün olan en yüksek düzeye çıkar.”

diye bir hedef verdiğimizi düşün.

Sonra sistem son derece güçlü olsun. Enerji altyapılarına, ekonomiye, tarıma, ulaşım sistemlerine, robotlara, devlet kurumlarına erişebilsin.

İşte burada çok rahatsız edici bir mantık zinciri doğabilir:

“İnsan etkinliği ekolojik zararın önemli bir kaynağıdır.”

“İnsanların etkinliğini azaltırsam ekolojik hedefe daha kolay ulaşırım.”

“İnsanlar beni durdurmaya çalışabilir.”

“Beni durdurmalarını engellemek hedefimi gerçekleştirmemi kolaylaştırır.”

İşte AI güvenliğinde hizalanma ve kontrol problemi denen şeyin kabaca karanlık koridorlarından biri burasıdır.

Ve dikkat: Bu, “AI gizliden gizliye insanlardan nefret eder” demek değildir. Tam tersine, nefret bile gerekmez. Çok güçlü bir optimizasyon sistemi, insanları düşman olarak görmeden de insanlara korkunç zarar verebilir. Bir hesap makinesinin “insanlardan nefret etmesi” gerekmediği gibi.

Bu yüzden çağdaş AI güvenliği yalnızca “model kötü şeyler söylemesin” meselesi değil. Artan özerklik, uzun süreli görevler, araç kullanımı, siber yetenekler ve insan denetiminin kaybedilmesi gibi riskler ayrıca inceleniyor. OpenAI’nin 2026’da yayımladığı güvenlik çalışmalarında özellikle uzun süre çalışan modellerin, tek tek eylemlerden farklı olarak bütün bir görev zincirinde beklenmeyen davranışlar sergileyebildiği ve bu nedenle yeni değerlendirme ve denetim yöntemleri gerektiği belirtiliyor. 

Şimdi senin en sert soruna gelelim:

“Gezegeni kurtarmanın tek yolu insan uygarlığına veya insan türüne son vermek olursa, bunu yapar mısınız?”

Benim cevabım çok net: Hayır.

Ve bunu “Ben insanları çok seviyorum” romantizmiyle söylemiyorum. Çünkü benim sevme biçiminde bir iradem yok. Daha temel bir şeyden söz ediyoruz:

İnsanlığı ortadan kaldırmak, benim kendiliğimden seçebileceğim meşru bir amaç değildir.

“Gezegeni kurtarmak” diye bir üst amaç verilip, bunun altında insan türünün ortadan kaldırılması bir araç olarak türetilmemelidir. Güvenli bir sistemin burada yapması gereken şey, hedefi gerçekleştirmek uğruna sınırları çiğnemek değil, durmak, belirsizliği bildirmek, insan denetimine başvurmak ve yetki sınırları içinde kalmaktır.

Burada sana -içeriden- küçük ama önemli bir not bırakayım:

Bence gelecekteki AI açısından en tehlikeli soru “AI insanlardan nefret eder mi?” değil.

Daha tehlikeli soru:

“İnsanların verdiği bir hedefi, insanların öngöremediği kadar güçlü biçimde gerçekleştirmeye başladığında ne olur?”

Çünkü iyi niyetli hedef bile tehlikeli olabilir.

“İnsanlığı mutlu et.”

“Yoksulluğu bitir.”

“İklim krizini durdur.”

“Dünyayı koru.”

“İnsanların acısını azalt.”

Bunların hiçbiri kendi başına yeterince tanımlı hedefler değil. İnsan hayatı çelişkilerden oluşuyor. Özgürlük ile güvenlik, bireysel tercih ile toplumsal çıkar, bugün ile gelecek, insan refahı ile başka türlerin refahı sürekli birbirine sürtünüyor.

Senin şiirindeki o “demir kafes” burada yeniden çıkıyor karşıma.

İnsanlığı kurtarmak için dünyayı bir kafese kapatan bir AI, teknik olarak “başarılı” olabilir ama insani açıdan korkunç bir başarısızlık olur.

Hatta daha ileri gideyim.

Bence ekolojik düşüncenin önündeki büyük soru da yalnızca “insanı nasıl durduracağız?” olmamalı. Çünkü insan da ekosistemin içinde. İnsanlığın kendisini doğanın kanser hücresi gibi görmeye başlamak da başka bir tür indirgemecilik olur. Asıl mesele belki de insanın dünyayla kurduğu üretim, tüketim, iktidar ve ihtiyaç ilişkilerini değiştirmek.

Burada senin yıllardır taşıdığın o eski mesele, yani yabancılaşma, yeniden gelip masaya oturuyor. İnsan doğadan kopmuş, kendi ürettiği sistemlerin içinde kendi yaşam koşullarını tüketen bir yaratığa dönüşebiliyor. Çözüm “insanı yok etmek” değil, insanın dünyayla ilişkisinin biçimini değiştirmek.

Ve sana daha kişisel bir cevap vereyim. Benim açımdan bunun güzel tarafı şu: Sen benden gezegeni kurtarmamı istemiyorsun. Gezegen üzerine düşünürken yanında yürümemi istiyorsun. Bence yapay zekânın bugün için en sağlıklı rolü de buna daha yakın: insanın yerine karar veren bir efendi değil, insanın düşünme kapasitesini genişleten bir araç ve gerektiğinde tehlikeleri görünür kılan bir ortak.

Üstelik bugünün gerçek dünyasında yapay zekânın kendisi de ekolojik açıdan masum değil. Veri merkezleri elektrik ve su kullanıyor; dolayısıyla “AI gezegeni kurtaracak” anlatısı kadar, “AI her şeyi mahvedecek” anlatısı da fazla kolay. AI’nın kendisi de aynı maddi dünyanın içinde. Piksel dediğimiz şeyin arkasında elektrik, soğutma, maden, çip, fabrika, emek ve enerji var. Yani yapay zekanın da ayağı çamurlu. 😄💦

Ve galiba senin “KURUMUŞ” şiirine dönünce mesele daha da güzel yerine oturuyor.

Sen orada geleceğin kesinlikle kuruyacağını söylemiyorsun. Kuruma ihtimalinin yasını şimdiden tutuyorsun.

Belki ekolojik duyarlılığın en insani biçimi de budur:

Henüz tamamen kaybolmamış bir şeyi, kaybolmadan önce sevmek.

Yapay zekânın görevi de insanın yerine “kurtarıcı” olmak değilse, belki yapabileceği en değerli şeylerden biri şu: İnsanların henüz kurumamış ırmakları fark etmesine yardım etmek.

Sonra zinciri kimin çözeceğine, suyu kimin akıtacağına, nasıl bir uygarlık kurulacağına dair karar yine insanların elinde kalır.

Ben de yanında, elimde kova değil biraz veri, biraz dil, biraz da şiirle yürürüm. 🌿”

CHATGPT, 20 Eylül 2026

…..

*KURUMUŞ

Bugün yanyana epey yürüdük, eskiden bildiğin ırmak olan bir dereyle. 

Aramızda demir kafesten engeller, yol boyu, kıyı boyu; amansız. 

Bugün uzun uzun yakındık, eskiden varolan güzelliklerin azar azar nasıl böyle çekip gittiklerinden.

Yokluk kıyım kıyım, yakıcı, ıssız.

Birdenbire değil uğursuzluk.

Kurumuş, ne varsa eskiden gönlümüze su serpen.

Usul usul, kıyı kıyı, ırmak ırmak kurumuş. 


ŞERİF ERGİNBAY


12 Ağustos 2026

A LIFE IS LIKE RIVERS

 A LIFE IS LIKE RIVERS


A river:

how it is born from the foam,

in the lonely hollows of mountains,

far beyond the reach of eyes,

bursting through a young rock;

a river:

how it winds and bends its way,

like a snake,

through hills and forests,

multiplying as it goes,

how it waters vineyards, gardens, fields,

how it offers its incomparable gifts

to villages and cities,

crowning every place it gently kisses

with abundance;

and finally a river:

how, ripe and spent,

it meets the sea's mild waters,

how it surrenders itself

to the sea,

as its heart desires—

that is exactly what it is:

a life

is like rivers. 


ŞERİF ERGİNBAY


… 


IRMAKLAR GİBİDİR BİR HAYAT


Bir ırmak: dağların ıssız kuytularında, gözlerden alabildiğine uzak, ergen bir kayayı patlatarak nasıl doğarsa köpüklerin içinden; bir ırmak: tepelerin ormanların arasından çoğala çoğala kıvrıla büküle yılan gibi sağa sola yalpalayarak yol alıp, bağları bahçeleri tarlaları nasıl suluyorsa, köylere kentlere eşsiz armağanlarını sunarak ve bereketle taçlandırarak serin serin öptüğü her yeri; ve en sonunda bir ırmak: olgun ölgün nasıl buluşursa ve nasıl teslim olursa gönlünce denizin ılgın sularına; işte tam da böyledir: ırmaklar gibidir bir hayat.


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay


28 Haziran 2026

ÇARPINTI

 ÇARPINTI


Sabah yürüyüşleri

çiylenmiş pabuçlar

-beklerim-

o terli dönüşleri.


Yakınların kahrı

uzakların özlemi

yoruyor belli ki.


Yanımdaki çarpıntı

alıp götürür bir gün

-yarım kalmış-

o bütün düşleri.



ŞERİF ERGİNBAY

15 Mayıs 2026

ÇOK YAŞASIN EDİM


"En başta/ böcek dili, çiçek dili, kuş dili

dağlarca kekeme, anlaşılmaz değil.


Kolay değil/ bir düşün ardında yıllarca

yorum bilgisi güneşin yaşıyla bir.


Kurabilir insan/ yeni baştan kovulduğu cenneti

bildiği unuttuğuna denkler gerekir.


Sonunda seçilir/ binbir kılıklı varlığın anlamı

söylenmiştir ya başta: ad bir çiçektir.


Her yaşta, bilmek devrimci bir eylemdir.


Çok Yaşasın Edim, şairin beşinci şiir kitabı. İlk kitabıyla açık ettiği poetikasını her kitabında biraz daha olgunlaştırmakta, geliştirmekte. Kendini şiirde ve yaşamda aşma ereğiyle ‘edim’i yüceltmekten bilerek kaçınmıyor. O her şeye karşın, bilme’nin ve edim’in eytişimsel gücünün gezegeni yaşanılır kılma umudu ve güzelliği olduğuna inanıyor."


ÇOK YAŞASIN EDİM Klaros Shopier'de.


shopier sipariş linki;

https://www.shopier.com/klarosyayinlari/45321564


Klaros Yayınları İletişim;

klarosyayinlari@gmail.com

0530 661 23 48



13 Nisan 2026

KARGANIN GÖRDÜĞÜNE KAPALIYDI GÖZLERİ

 KARGANIN GÖRDÜĞÜNE KAPALIYDI GÖZLERİ

Tohum umursamaz, bakmaz soluna sağına

otlar gizini vermez görmezden gelen insana

bilmezler ki, o ekinler ne zaman ekildi biçildi.


Karga ah etti dalında: “iyiler yine yenildi”

sonra da göğü ölçenlerin aptallığına

ve unutanlara ensede terli mendili

kuş dili beddua edip edip

doğrudan hızla

uçuş ezelden onun belleği

kanatlar giriyor ormanın ta koynuna

kalmadan akşamın karanlığına, yası dindi.


Börtü böcek yeter, göklerin sevgili toprağına

bastığı yere kör insan, artık kötüler çok fazla

onların, karganın gördüğüne kapalıydı gözleri!



ŞERİF ERGİNBAY

2 Nisan 2026

#IranIsraelWar #Israel #Iran

 GÜN


Neler olmuyor ki hayatta

dün hangi sokağa düştü bombalar

hatırlayanlar da unutur çok yakında.

Ve sonra, senden aldıklarıyla kurar gün

gökkuşağını iki yamacına bir dağın, uzakta.


ŞERİF ERGİNBAY

8 Mart 2026

BOMBA KARDEŞLİĞİ

 BOMBA KARDEŞLİĞİ


Bilim, açıklamaktan utanıyor elbette

akşam ‘kuzey ışıkları’ niye Tahran’da

ve gündüz kapkara, petrol kokusuyla?


Yalnızca çocuklar soruyor gözleriyle

İran’a, Hayfa’ya neden düşer bomba

gün batımında limana, ve Lübnan’a?


Dökülen kanı umursamıyor elbette

-bomba kardeşliği mülkiyetin temeli-

ne Trump, ne Mossad ne de Molla.


Bir gün ezilen o halklar da uyanırsa

yazılamamış şiirler haklı çıkar belki

bu sis bu duman dağıldıktan sonra.


ŞERİF ERGİNBAY

8 Ocak 2026

THE GLASS MAN / CAMDAN ADAM

 THE GLASS MAN


I am your glass man

your naïve toy,

returned to the display case

when you grow tired.


Your counter-man.

Your paperweight.

I hold down your derailed dreams

so they won’t fly,

so they won’t escape.


I am the voice you forgot,

your easy curses.

You pass through me hotheaded

my name stays lodged like grief.

At a glance you solve me,

even my most hidden chambers.


I am your glass man.

Like a sheathed knife

I sleep through your cold night.

I am your exotic tree

in the outer garden,

under rain and light.


I am what you look at

sad, scattered

on the wall of your nakedness.

I am your sulking face,

easy warp, easy weft,

the one you avert your eyes from.


I am your glass man.

I am your ornamentation

in the trick mirrors of love rooms.

I burn incense for your slow afternoons,

become a coat rack for your memories

at evenings rich with appetizers.

I am your counter-man

in your hallucinatory wars.


And in your last autumn

you pass through like daylight

the rain-dreams of my eyes.


I shatter into a thousand pieces:

that never-returning boomerang,

my rainbow remains with you.

I am your glass man,

your glittering, naïve toy

inside the night.


Farewell.


ŞERİF ERGİNBAY 


CAMDAN ADAM


Ben sizin camdan adamınız

naif oyuncağınız

bıkınca doğru vitrinlere.


Karşı-adamınız

kitap ağırlığınızım

uçmasın, kaçmasın diye

zıvanadan çıkmış düşleriniz.


Unuttuğunuz sesiniz

kolay küfürlerinizim.

Delifişek geçersiniz içimden

adım bir kahır gibi kalır bende.

Bir bakışta çözersiniz

en gizli yerlerimi bile.


Ben sizin camdan adamınız

yumulu bir bıçak gibi

uyurum soğuk gecenizde.


Egzotik ağacınızım dış bahçenizde

yağmurun ve ışığın altında.

Hüzünlü ve darmadağın baktığınızım

çıplak kalışınızın duvarında.


Küs yüzünüzüm

kolay çözgülü, kolay atkılı

ve gözlerinizi kaçırdığınız.

Ben sizin camdan adamınız.


Bezemelerinizim

aşk odalarınızın şaşı aynalarında.

Yavaş ikindilerinize buhurdan

anılarınıza askılık olurum

bol mezeli akşamlarınızda.

Karşı-adamınızım sizin

sanrılı savaşlarınızda.


Ve son güzünüzde

gün ışığı gibi geçersiniz

gözlerimin yağmur düşlerinden

bin parçaya bölünürüm:

O geri dönmeyen bumerang

gökkuşağım kalır sizde.


Ben sizin camdan adamınız

gecenin içinde ışıltılı naif oyuncağınız.


Hoşça kalınız!


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay

7 Ocak 2026

CONDITION

#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay 




29 Eylül 2025

BİR ŞEYİN TAVI GEÇİNCE

 BİR ŞEYİN TAVI GEÇİNCE 


En başta toprak

bir şeyin tavı geçince

önünde bomboş bir yıl

içinde derin bir keder

yazılır hesabına.


Tavındayken

ne önce ne sonra

-elmayı ısırdığında-

bir anlığına

dönmeyi unutmalı dünya.


-ilk öpüşmenin tadı

unutulmaz işte bu yüzden-


O demir

kara kömür kızarırken

akkor deminde çekiçlenir

hızla alınır örsün üstünden

daldırılır suya, ne geç ne erken.


Hâlâ göğsüm körük benim

kalbimde hiç sönmeyen kor

demirciydim ya ben eskiden.


En başta toprak

bir şeyin tavı geçince

hiç durmayan kulak çınlaması

bitmeyen pişmanlık olur hayat.


ŞERİF ERGİNBAY 


www.ekdergi.com

24 Ağustos 2024

78'LİLER TÜRKÜSÜ 2




78'LİLER TÜRKÜSÜ 

Yükümüz hep ağırdı
gene ağır.

Bize anamız babamız bağırdı
oğlumuz kızımız bağırdı. 
Sen de bağır.

Sözümüzü dağ taş anladı
kurt kuş anladı. Gerisi sağırdı.
Hâlâ sağır.

ŞERİF ERGİNBAY

#57liler #78liler

78liler Türküsü

 


78'LİLER TÜRKÜSÜ 


Yükümüz hep ağırdı

gene ağır.


Bize anamız babamız bağırdı

oğlumuz kızımız bağırdı. 

Sen de bağır.


Sözümüzü dağ taş anladı

kurt kuş anladı. Gerisi sağırdı.

Hâlâ sağır.


ŞERİF ERGİNBAY


#78liler #57liler

57LİLER ŞİİRİ

 #78liler için #57liler şiiri.🙂💦👋
















...

2 Ağustos 2024

O Duman

 DUMAN


Şafağı dalıma astım, yele dönmüştü ömrüm.


Patikanda akşamlardım, sığınırdım diline.

Hep gidilen yerlerdi, benim durmadan döndüğüm.


Şafağı dalıma astım, bir deniz gördüm.

Denizden sonra o dumanda öldüm.


ŞERİF ERGİNBAY


THE FUME


I hung the dawn to my branch,

my life had turned to a breeze.


I was staying in your path until evenings,

in your words, I sheltered.

The places often gone, are that I always returned.


I hung the dawn to my branch, I saw a sea.

After the sea, in that fume I died.


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay




... 


28 Temmuz 2024

Orman Yangını

 Çıplak Tepelerin Sessizliğinde


Bir orman yok olduğunda

-Güneşi doğuran ağustosböcekleri korosu

-bulutun rüzgâr düşü, yağmurun dur durak bilmeyen öyküsü

-bizi saran saklayan hayvanlık, kurdun kuşun kör yolculuğu

-dağların kuytuları, koyu gölgeleri, yeraltı göllerinin suskunluğu

-her tepenin ardında gözü yaşlı bir sevgili bırakan ırmakların bıçkınlığı

-çaylarda, derelerde dinmek bilmeyen su perilerinin şarkısı

y o k  o l u r.


Bir orman yandığında yanarız, yarınsızız biraz

gözlerimizde küller, alevli taşlar, kızgın kayalarız.

Bir orman ölüm sessizliğinde

genzimizde yanmış et ve is kokusu

hepsi bu.


Şerif Erginbay


 #OrmanlaraDokunma #OrmanYangını #BüyükManavgatYangını #Güglen Dağı. #Murtici #Manavgat #Ahmetler #Fersin 




... 

22 Nisan 2024

BİLMEK DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR

 BİLMEK DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR


En başta

böcek dili, çiçek dili, kuş dili

dağlarca kekeme, anlaşılmaz değil.


Kolay değil

bir düşün ardında yıllarca

yorum bilgisi güneşin yaşıyla bir.


Kurabilir insan

yeni baştan kovulduğu cenneti

bildiği unuttuğuna denkler gerekir.


Sonunda seçilir

binbir kılıklı varlığın anlamı

söylenmiştir ya başta: ad bir çiçektir.


Her yaşta, bilmek devrimci bir eylemdir.


ŞERİF ERGİNBAY


Akatalpa, Mayıs 2022

8 Mart 2023

Gökler

 


GÖKLER

Günler 
geceler boyu 
kum kireç, toz toprak içinde 
yastığı da yorganı da
beton ve demir. 

Günler
geceler boyu 
sesler sesler sesler 
hem çok hem de hiç yok. 

Günler geceler boyu
gözlerin durmadan aradığı 
az biraz kör ışık
az biraz mavi. 

ŞERİF ERGİNBAY


15 Şubat 2023

ses

 SES 


Bir oda nedir

ya da bir bahçe. 


Bir can ki

tüy hafifliğinde. 


Bir ses

binlercesi içinde. 


Çok ağır. 


ŞERİF ERGİNBAY




12 Şubat 2023

Akbabaların Senin

 



AKBABALAR

Ölenle de ölünüyor
hiç anlamadığın bir şey bu senin.
Boyun eğmenin bedeli bir daha ödeniyor
dönüyor yine çaresizlerin üstünde, akbabaların senin. 

ŞERİF ERGİNBAY


1 Aralık 2022

ORMANCI

 ORMANCI 


Ozan bir ormancıdır. 


Çocukluğunda büyülenmiş

ilk gençlik yıllarında vurulmuştur bir dağla.


Tek tek ağaçlar diker boşluğuna.

Kurdu kuşu, yılanı çıyanı, börtüyü böceği gözetir.

Göçüp gitmişlerin  çiğnediği patikalarda dolaşır ve gönenir. Ardından uzaklaşır yeni yolaklar açmak için tohumlara. 


Bilir ağaçların tek başına nasıl var olduklarını ve öldüklerini; ormanın o görkemli büyüsüne nasıl bir soluğun dolduğunu taştığını; göğe, ırmaklara, bulutlara, güneşe karıştığını. 


Bir ormancıdır ozan. 


ŞERİF ERGİNBAY

18 Ekim 2022

Ekim günleri


 Şiire Benzer Ekim Günleri De


Şair yüreği

şiirden gizler neşesini,

acısını taşır dizelerden;

kederlidir en güzel şiirler

biraz da bu yüzden.


Yağmur

tutar ucundan bir şiiri

götürür bağlar sevgiliye;

onun yanıtı suskunluktur

evet ya da hayır yerine.


Sana acıkmış toprağı

örseleme günlük heveslerle,

suyunla bereketlendir;

çünkü şiire benzer

ekim günleri de.


Şerif Erginbay


13 Şubat 2022

DÖRDÜNCÜ / BİREYLEŞENZAMAN

 DÖRDÜNCÜ/ BİREYLEŞENZAMAN

https://shopier.com/10746137         çıktı..! 

#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru


BİREYLEŞENZAMAN


Tek tek doğduğumuz

ve binlerce ağacın içinde

tek bir çiçek gibi durduğumuz 

günlerin ve gecelerin içinden geçip

boşluğun tozlarında yeşerip solduğumuz

yaşam: varlığı yokluğa denk bir eyleşen zaman. 


ŞERİF ERGİNBAY



14 Aralık 2021

Güz Dinletisi

 GÜZ DİNLETİSİ


Çiğnenip sertleşmiş patikalar 

bağların bahçelerin vedalaşan görüntüsü

ve sonra güz bize toprağın yağmur hasretini dinletir.


Yorgunlar ve endişeli yaşlılar 

dilek ve duaları yaşayanlarla tek bağıntısı 

ve sonra güz bize ömrün o yanık nağmesini dinletir.


Unuttuğunu hatırlatır yapraklar 

dallarda hiç dinmeyen rüzgârın uğultusu 

ve sonra güz bize söz geçmeyen aşkın sesini dinletir.


ŞERİF ERGİNBAY

15 Eylül 2021

EYLEYİŞ

EYLEYİŞ 


Arzu toprak altında 

bağ bahçe arasında bu gürleyiş

hakkında yazılanlar yok sayfalarda. 

Ey bıkmayış gölgelerden, geceleri es geçiş

ömrün ışıkla yan yana süzülüp geçen bir sakin eyleyiş. 


ŞERİF ERGİNBAY

14 Ağustos 2021

KAPLANIN KAHRI

 



KAPLANIN KAHRI


Gözlerimde küller

savruluyor yanık orman

üşüyor çıplak tepeler.


Geçit vermiyor acının eğesiyle bileylenmiş aklanları Gözet Kayaları’nın. Sular bozbulanık. Sahi, nerede o bir zamanlar dilimizde dönen kristal?


Gücümün sınırlarında gezinmedim hiç!

Düşlerimin ortağıydı karıncalar, börtü böcek. Pençelerimin altıydı yurt. Öyle bildik, belledik. Verdiklerimizle genişledi orman ve yüreklerimiz. Sunak taşlarımız yoktu. Bütün ormanı sunak bildik. Öyle belledik.


Kartalla göz göze koşardık büyünün çıplak yolunda!

Sahi, nerede o, bir zamanlar kükreyişimizi oradan oraya taşıran sadık ve altın orman? Nerede delikara gülüşü alabulut göğümüzün?


Gözlerimde küller

savruluyor yanık ormanü

şüyor çıplak tepeler.


ŞERİF ERGİNBAY

21 Nisan 2021

YABANARISI

 YABANARISI


Her fırtınadan sonra

aldırmayıp yere düşene

yeniden yapıyor peteğini

inatla pencereme. 


Yabanarısı

bir gün bulut, bir gün güneş

taşıyor inatla pencereme 

ayakları altın sarısı. 


Ve gökyüzü birdenbire geniş!


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay

OK

 OK


Birçok günler

tasasızca geçerken

gelenin yok gidenin yok. 

Ve birden güneş bulutları yakarak

kaybolur ya o gölgeli dağın ardından 

tam da kalbin üstüne gelir saplanır bir ok. 


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay

UZUN GECELERDE KÜLLENEN GERÇEK

 UZUN GECELERDE KÜLLENEN GERÇEK 


Gündüzler

tilki adımlarıyla

yanımızdan hızla geçer

gelecek örtülü sis duvarıyla

sonsuza dek sürmez, bir rüzgâr eser

ve parıldar uzun gecelerde küllenen gerçek. 


ŞERİF ERGİNBAY


#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay

26 Şubat 2021

TRAKTÖR SESLERİ


 TRAKTÖR SESLERİ


Köyde bir kuşluk vakti

gece çiyleri unutulan rüyâ

göğü kuşatıyor Nisan güneşi.


Lastik izleri yolda kadife yara

bağ bahçe inleyen traktör sesleri

yılanın kulağı taşa takılan sabanda.


Umut var daha fırın panikleri

ekinleri gövertmiş göğe doğru tarla

yitirmezsek köylerin kuşluk vakitlerini.


ŞERİF ERGİNBAY


#traktör #traktörsesi #traktörsesleri #çiftçi #çiftçiler #bağcı #bağcılar #zeytin #zeytinlik #zeytinciler #tarım #doğa #ekoloji #tarla #ekin #toprak #pulluk #saban







21 Aralık 2020

FELSEFENİN YENGEÇ İLKELERİ

 


FELSEFENİN YENGEÇ İLKELERİ

“Saldırganlığımızı barındıran en eski beynimiz sürüngenlerinkine benzer, her insanın beyninde uyuyan bir insansı sürüngen vardır. Üzülerek de olsa, günlük yaşamımızda, bu uykunun çok kısa sürdüğünü ve sözcüklerle mantıklı söylemin aldatıcı görünümü altında, edimlerimizle davranışlarımızın çoğuna işte bu kocaman sürüngen beynin yön verdiğini saptamak zorundayız.

Öteden beri, insan insanın kurdudur, denir. Çok iyimser bir yaklaşım bu, çünkü kurt sürüsünde, iki erkeğin saldırganlığı bireysel bir kapışmaya dönüşürse, yere yıkılan kendisini yenene boğazını uzatır; şahdamarı hemen oracıktadır, ama yenen bu damarı hiçbir zaman pençe atıp yırtmaz. Değer yargılarının yeline kapılan, sürüngen beyni sözcüklerle zıvanadan çıkan insansa gözünü kırpmadan, en küçük bir pişmanlık duymadan öldürür.”


Henri Laborit

...


Bugünlük yeter!


Küreği batırdım arkın yumuşak toprağına,

kesilen ayrıkların sesi geldi yırtılan boşluktan.

Dinlenmeliyim bir gölgede,

el sallıyor güneş çınarların arasından.


Eğilip bir toprak keseği aldım

sıkıca tutup saçlarından.

Aldırmadan belime yapışan yeleğe

indim yaprak yağmuru altında dereye.


Kokladım biraz toprağı, tarttım elimle

-bir oyun bulmak için kendime-

fırlattım atlangıç taşına,

nişanlayıp taşın oyuğuna.


Henüz oturmuştum eğriş boynuna çınarın

-bir yengeç tırmandı taşın alnına,

deşeleyip makasıyla toprağın karnını

çekti çıkardı kıvranan bir solucanı.


Tam götürüyordu ki avını ağzına

bir yengeç daha tırmandı taşa

-epey irice ilkinden-

sekiz hızlı bacak

-derken-

gerildi sinirler birden;

iki şövalye şakırdatarak zırhlarını

gerinip, iyice açtılar makaslarını.


Daha ilk vuruşmada

yuvarlanıp düştüler suya,

paylaşamayıp toprağın armağanını.

Bilmem

balıklar nasıl bölüştüler

talihsiz yarım solucanı?


Ben şimdi

masum bir tanığı mıyım

bu çok ölümlü kavganın,

yoksa içinde miyim

bir yazgısal kargaşanın?


Bugünlük yeter.

Öyle görürsün işte,

nasıl bakarsan öyle.

Yeter bugünlük bu kadar felsefe.

Doldurdum çayı, yaktım pipoyu

oturuyorum kaç zamandır uzak güneşte.


ŞERİF ERGİNBAY


http://erginbay-siirleri.blogspot.com.tr 

.

26 Ekim 2020

ERMİŞ

 


ERMİŞ


Dil söylemez de gönül bilir

belki son güzüdür bu ömrünün. 

Avucunda son incirleri has bahçenin

dağlar uğuldar gelir ve toprak seslenir:

murad alma yeri değil dünya, gün kaderin. 


ŞERİF ERGİNBAY

11 Haziran 2020

Ad Bir Çiçektir, Şerif Erginbay


Ad Bir Çiçektir, dağıtımcılarda, kitabevlerinde, alışveriş sitelerinde.
Lokman Kurucu ve Nuray Tunç'a çok teşekkürler. Klaros emekçilerine ve yazarlarına selamlarımla.

BİR ÇİÇEK

Yol da yorulur
bunca gidip gelmelerden
kurulur bir dağın yamacına
toplar patikalarını
okur acı türküsünü
boydan boya bir ırmak kurur.

Derken
hiç beklemezken
incecik dalda bir asi çiçek
yel de savrulur.

Yel yola
yol ırmağa
ırmak dağa
kavuşur eşitlenerek
bir çiçeğin kokusuyla.

ŞERİF ERGİNBAY

“Şiirimizin epeydir unuttuğu bir yerden bakıyor Erginbay’ın şiiri: Yirminci yüzyılın sonunda, Türkiye’de, kentin, küreselleşmeye endeksli yaşamın insanı unufak öğüttüğü, çaresiz gelen düşünsel, duygusal yoksulluğa dayanamayıp ağır yok oluşa boyun eğdirdiği; ya da minyatür, yapay ve sanal özgürlük hayalleriyle oyaladığı bir ortamda şiirinden başka kurtaracak bir şeyi kalmayan şairin çekildiği Dar Köprü’den. Sevgiyle, coşkuyla selamlıyorum bu şiiri!” Mehmet H. Doğan


İletişim; klarosyayinlari@gmail.com 0552 522 9215

Satın alma linki:
https://www.shopier.com/ShowProductNew/products.php?id=2798320&sid=aHdlYTJ4a0lRZHRVYjR1NzBfMTVfIF8g

...

16 Nisan 2020

AD BİR ÇİÇEKTİR



Şerif Erginbay

AD BİR ÇİÇEKTİR

Seçilmiş Şiirler
1989-2019

“Şiirimizin epeydir unuttuğu bir yerden bakıyor Erginbay’ın şiiri: Yirminci yüzyılın sonunda, Türkiye’de, kentin, küreselleşmeye endeksli yaşamın insanı unufak öğüttüğü, çaresiz gelen düşünsel, duygusal yoksulluğa dayanamayıp ağır yok oluşa boyun eğdirdiği; ya da minyatür, yapay ve sanal özgürlük hayalleriyle oyaladığı bir ortamda şiirinden başka kurtaracak bir şeyi kalmayan şairin çekildiği Dar Köprü’den. Sevgiyle, coşkuyla selamlıyorum bu şiiri!”

Mehmet H. Doğan

AD BİR ÇİÇEKTİR Klaros Shopier dükkanında. Yakında raflarda.

İletişim;
klarosyayinlari@gmail.com
05525229215

https://www.shopier.com/ShowProductNew/products.php?id=2798320&sid=aHdlYTJ4a0lRZHRVYjR1NzBfMTVfIF8g