GÜN
Neler olmuyor ki hayatta
dün hangi sokağa düştü bombalar
hatırlayanlar da unutur çok yakında.
Ve sonra, senden aldıklarıyla kurar gün
gökkuşağını iki yamacına bir dağın, uzakta.
ŞERİF ERGİNBAY
GÜN
Neler olmuyor ki hayatta
dün hangi sokağa düştü bombalar
hatırlayanlar da unutur çok yakında.
Ve sonra, senden aldıklarıyla kurar gün
gökkuşağını iki yamacına bir dağın, uzakta.
ŞERİF ERGİNBAY
BOMBA KARDEŞLİĞİ
Bilim, açıklamaktan utanıyor elbette
akşam ‘kuzey ışıkları’ niye Tahran’da
ve gündüz kapkara, petrol kokusuyla?
Yalnızca çocuklar soruyor gözleriyle
İran’a, Hayfa’ya neden düşer bomba
gün batımında limana, ve Lübnan’a?
Dökülen kanı umursamıyor elbette
-bomba kardeşliği mülkiyetin temeli-
ne Trump, ne Mossad ne de Molla.
Bir gün ezilen o halklar da uyanırsa
yazılamamış şiirler haklı çıkar belki
bu sis bu duman dağıldıktan sonra.
ŞERİF ERGİNBAY
THE GLASS MAN
I am your glass man
your naïve toy,
returned to the display case
when you grow tired.
Your counter-man.
Your paperweight.
I hold down your derailed dreams
so they won’t fly,
so they won’t escape.
I am the voice you forgot,
your easy curses.
You pass through me hotheaded
my name stays lodged like grief.
At a glance you solve me,
even my most hidden chambers.
I am your glass man.
Like a sheathed knife
I sleep through your cold night.
I am your exotic tree
in the outer garden,
under rain and light.
I am what you look at
sad, scattered
on the wall of your nakedness.
I am your sulking face,
easy warp, easy weft,
the one you avert your eyes from.
I am your glass man.
I am your ornamentation
in the trick mirrors of love rooms.
I burn incense for your slow afternoons,
become a coat rack for your memories
at evenings rich with appetizers.
I am your counter-man
in your hallucinatory wars.
And in your last autumn
you pass through like daylight
the rain-dreams of my eyes.
I shatter into a thousand pieces:
that never-returning boomerang,
my rainbow remains with you.
I am your glass man,
your glittering, naïve toy
inside the night.
Farewell.
ŞERİF ERGİNBAY
CAMDAN ADAM
Ben sizin camdan adamınız
naif oyuncağınız
bıkınca doğru vitrinlere.
Karşı-adamınız
kitap ağırlığınızım
uçmasın, kaçmasın diye
zıvanadan çıkmış düşleriniz.
Unuttuğunuz sesiniz
kolay küfürlerinizim.
Delifişek geçersiniz içimden
adım bir kahır gibi kalır bende.
Bir bakışta çözersiniz
en gizli yerlerimi bile.
Ben sizin camdan adamınız
yumulu bir bıçak gibi
uyurum soğuk gecenizde.
Egzotik ağacınızım dış bahçenizde
yağmurun ve ışığın altında.
Hüzünlü ve darmadağın baktığınızım
çıplak kalışınızın duvarında.
Küs yüzünüzüm
kolay çözgülü, kolay atkılı
ve gözlerinizi kaçırdığınız.
Ben sizin camdan adamınız.
Bezemelerinizim
aşk odalarınızın şaşı aynalarında.
Yavaş ikindilerinize buhurdan
anılarınıza askılık olurum
bol mezeli akşamlarınızda.
Karşı-adamınızım sizin
sanrılı savaşlarınızda.
Ve son güzünüzde
gün ışığı gibi geçersiniz
gözlerimin yağmur düşlerinden
bin parçaya bölünürüm:
O geri dönmeyen bumerang
gökkuşağım kalır sizde.
Ben sizin camdan adamınız
gecenin içinde ışıltılı naif oyuncağınız.
Hoşça kalınız!
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
BİR ŞEYİN TAVI GEÇİNCE
En başta toprak
bir şeyin tavı geçince
önünde bomboş bir yıl
içinde derin bir keder
yazılır hesabına.
Tavındayken
ne önce ne sonra
-elmayı ısırdığında-
bir anlığına
dönmeyi unutmalı dünya.
-ilk öpüşmenin tadı
unutulmaz işte bu yüzden-
O demir
kara kömür kızarırken
akkor deminde çekiçlenir
hızla alınır örsün üstünden
daldırılır suya, ne geç ne erken.
Hâlâ göğsüm körük benim
kalbimde hiç sönmeyen kor
demirciydim ya ben eskiden.
En başta toprak
bir şeyin tavı geçince
hiç durmayan kulak çınlaması
bitmeyen pişmanlık olur hayat.
ŞERİF ERGİNBAY
www.ekdergi.com
Yükümüz hep ağırdı
gene ağır.
Bize anamız babamız bağırdı
oğlumuz kızımız bağırdı.
Sen de bağır.
Sözümüzü dağ taş anladı
kurt kuş anladı. Gerisi sağırdı.
Hâlâ sağır.
ŞERİF ERGİNBAY
#78liler #57liler
DUMAN
Şafağı dalıma astım, yele dönmüştü ömrüm.
Patikanda akşamlardım, sığınırdım diline.
Hep gidilen yerlerdi, benim durmadan döndüğüm.
Şafağı dalıma astım, bir deniz gördüm.
Denizden sonra o dumanda öldüm.
ŞERİF ERGİNBAY
THE FUME
I hung the dawn to my branch,
my life had turned to a breeze.
I was staying in your path until evenings,
in your words, I sheltered.
The places often gone, are that I always returned.
I hung the dawn to my branch, I saw a sea.
After the sea, in that fume I died.
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
Çıplak Tepelerin Sessizliğinde
Bir orman yok olduğunda
-Güneşi doğuran ağustosböcekleri korosu
-bulutun rüzgâr düşü, yağmurun dur durak bilmeyen öyküsü
-bizi saran saklayan hayvanlık, kurdun kuşun kör yolculuğu
-dağların kuytuları, koyu gölgeleri, yeraltı göllerinin suskunluğu
-her tepenin ardında gözü yaşlı bir sevgili bırakan ırmakların bıçkınlığı
-çaylarda, derelerde dinmek bilmeyen su perilerinin şarkısı
y o k o l u r.
Bir orman yandığında yanarız, yarınsızız biraz
gözlerimizde küller, alevli taşlar, kızgın kayalarız.
Bir orman ölüm sessizliğinde
genzimizde yanmış et ve is kokusu
hepsi bu.
Şerif Erginbay
#OrmanlaraDokunma #OrmanYangını #BüyükManavgatYangını #Güglen Dağı. #Murtici #Manavgat #Ahmetler #Fersin
...
BİLMEK DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR
En başta
böcek dili, çiçek dili, kuş dili
dağlarca kekeme, anlaşılmaz değil.
Kolay değil
bir düşün ardında yıllarca
yorum bilgisi güneşin yaşıyla bir.
Kurabilir insan
yeni baştan kovulduğu cenneti
bildiği unuttuğuna denkler gerekir.
Sonunda seçilir
binbir kılıklı varlığın anlamı
söylenmiştir ya başta: ad bir çiçektir.
Her yaşta, bilmek devrimci bir eylemdir.
ŞERİF ERGİNBAY
Akatalpa, Mayıs 2022
SES
Bir oda nedir
ya da bir bahçe.
Bir can ki
tüy hafifliğinde.
Bir ses
binlercesi içinde.
Çok ağır.
ŞERİF ERGİNBAY
ORMANCI
Ozan bir ormancıdır.
Çocukluğunda büyülenmiş
ilk gençlik yıllarında vurulmuştur bir dağla.
Tek tek ağaçlar diker boşluğuna.
Kurdu kuşu, yılanı çıyanı, börtüyü böceği gözetir.
Göçüp gitmişlerin çiğnediği patikalarda dolaşır ve gönenir. Ardından uzaklaşır yeni yolaklar açmak için tohumlara.
Bilir ağaçların tek başına nasıl var olduklarını ve öldüklerini; ormanın o görkemli büyüsüne nasıl bir soluğun dolduğunu taştığını; göğe, ırmaklara, bulutlara, güneşe karıştığını.
Bir ormancıdır ozan.
ŞERİF ERGİNBAY
Şair yüreği
şiirden gizler neşesini,
acısını taşır dizelerden;
kederlidir en güzel şiirler
biraz da bu yüzden.
Yağmur
tutar ucundan bir şiiri
götürür bağlar sevgiliye;
onun yanıtı suskunluktur
evet ya da hayır yerine.
Sana acıkmış toprağı
örseleme günlük heveslerle,
suyunla bereketlendir;
çünkü şiire benzer
ekim günleri de.
Şerif Erginbay
DÖRDÜNCÜ/ BİREYLEŞENZAMAN
https://shopier.com/10746137 çıktı..!
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru
BİREYLEŞENZAMAN
Tek tek doğduğumuz
ve binlerce ağacın içinde
tek bir çiçek gibi durduğumuz
günlerin ve gecelerin içinden geçip
boşluğun tozlarında yeşerip solduğumuz
yaşam: varlığı yokluğa denk bir eyleşen zaman.
ŞERİF ERGİNBAY
GÜZ DİNLETİSİ
Çiğnenip sertleşmiş patikalar
bağların bahçelerin vedalaşan görüntüsü
ve sonra güz bize toprağın yağmur hasretini dinletir.
Yorgunlar ve endişeli yaşlılar
dilek ve duaları yaşayanlarla tek bağıntısı
ve sonra güz bize ömrün o yanık nağmesini dinletir.
Unuttuğunu hatırlatır yapraklar
dallarda hiç dinmeyen rüzgârın uğultusu
ve sonra güz bize söz geçmeyen aşkın sesini dinletir.
ŞERİF ERGİNBAY
EYLEYİŞ
bağ bahçe arasında bu gürleyiş
hakkında yazılanlar yok sayfalarda.
Ey bıkmayış gölgelerden, geceleri es geçiş
ömrün ışıkla yan yana süzülüp geçen bir sakin eyleyiş.
ŞERİF ERGİNBAY
KAPLANIN KAHRI
Gözlerimde küller
savruluyor yanık orman
üşüyor çıplak tepeler.
Geçit vermiyor acının eğesiyle bileylenmiş aklanları Gözet Kayaları’nın. Sular bozbulanık. Sahi, nerede o bir zamanlar dilimizde dönen kristal?
Gücümün sınırlarında gezinmedim hiç!
Düşlerimin ortağıydı karıncalar, börtü böcek. Pençelerimin altıydı yurt. Öyle bildik, belledik. Verdiklerimizle genişledi orman ve yüreklerimiz. Sunak taşlarımız yoktu. Bütün ormanı sunak bildik. Öyle belledik.
Kartalla göz göze koşardık büyünün çıplak yolunda!
Sahi, nerede o, bir zamanlar kükreyişimizi oradan oraya taşıran sadık ve altın orman? Nerede delikara gülüşü alabulut göğümüzün?
Gözlerimde küller
savruluyor yanık ormanü
şüyor çıplak tepeler.
ŞERİF ERGİNBAY
YABANARISI
Her fırtınadan sonra
aldırmayıp yere düşene
yeniden yapıyor peteğini
inatla pencereme.
Yabanarısı
bir gün bulut, bir gün güneş
taşıyor inatla pencereme
ayakları altın sarısı.
Ve gökyüzü birdenbire geniş!
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
OK
Birçok günler
tasasızca geçerken
gelenin yok gidenin yok.
Ve birden güneş bulutları yakarak
kaybolur ya o gölgeli dağın ardından
tam da kalbin üstüne gelir saplanır bir ok.
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
UZUN GECELERDE KÜLLENEN GERÇEK
Gündüzler
tilki adımlarıyla
yanımızdan hızla geçer
gelecek örtülü sis duvarıyla
sonsuza dek sürmez, bir rüzgâr eser
ve parıldar uzun gecelerde küllenen gerçek.
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
Köyde bir kuşluk vakti
gece çiyleri unutulan rüyâ
göğü kuşatıyor Nisan güneşi.
Lastik izleri yolda kadife yara
bağ bahçe inleyen traktör sesleri
yılanın kulağı taşa takılan sabanda.
Umut var daha fırın panikleri
ekinleri gövertmiş göğe doğru tarla
yitirmezsek köylerin kuşluk vakitlerini.
ŞERİF ERGİNBAY
#traktör #traktörsesi #traktörsesleri #çiftçi #çiftçiler #bağcı #bağcılar #zeytin #zeytinlik #zeytinciler #tarım #doğa #ekoloji #tarla #ekin #toprak #pulluk #saban
FELSEFENİN YENGEÇ İLKELERİ
“Saldırganlığımızı barındıran en eski beynimiz sürüngenlerinkine benzer, her insanın beyninde uyuyan bir insansı sürüngen vardır. Üzülerek de olsa, günlük yaşamımızda, bu uykunun çok kısa sürdüğünü ve sözcüklerle mantıklı söylemin aldatıcı görünümü altında, edimlerimizle davranışlarımızın çoğuna işte bu kocaman sürüngen beynin yön verdiğini saptamak zorundayız.
Öteden beri, insan insanın kurdudur, denir. Çok iyimser bir yaklaşım bu, çünkü kurt sürüsünde, iki erkeğin saldırganlığı bireysel bir kapışmaya dönüşürse, yere yıkılan kendisini yenene boğazını uzatır; şahdamarı hemen oracıktadır, ama yenen bu damarı hiçbir zaman pençe atıp yırtmaz. Değer yargılarının yeline kapılan, sürüngen beyni sözcüklerle zıvanadan çıkan insansa gözünü kırpmadan, en küçük bir pişmanlık duymadan öldürür.”
Henri Laborit
...
Bugünlük yeter!
Küreği batırdım arkın yumuşak toprağına,
kesilen ayrıkların sesi geldi yırtılan boşluktan.
Dinlenmeliyim bir gölgede,
el sallıyor güneş çınarların arasından.
Eğilip bir toprak keseği aldım
sıkıca tutup saçlarından.
Aldırmadan belime yapışan yeleğe
indim yaprak yağmuru altında dereye.
Kokladım biraz toprağı, tarttım elimle
-bir oyun bulmak için kendime-
fırlattım atlangıç taşına,
nişanlayıp taşın oyuğuna.
Henüz oturmuştum eğriş boynuna çınarın
-bir yengeç tırmandı taşın alnına,
deşeleyip makasıyla toprağın karnını
çekti çıkardı kıvranan bir solucanı.
Tam götürüyordu ki avını ağzına
bir yengeç daha tırmandı taşa
-epey irice ilkinden-
sekiz hızlı bacak
-derken-
gerildi sinirler birden;
iki şövalye şakırdatarak zırhlarını
gerinip, iyice açtılar makaslarını.
Daha ilk vuruşmada
yuvarlanıp düştüler suya,
paylaşamayıp toprağın armağanını.
Bilmem
balıklar nasıl bölüştüler
talihsiz yarım solucanı?
Ben şimdi
masum bir tanığı mıyım
bu çok ölümlü kavganın,
yoksa içinde miyim
bir yazgısal kargaşanın?
Bugünlük yeter.
Öyle görürsün işte,
nasıl bakarsan öyle.
Yeter bugünlük bu kadar felsefe.
Doldurdum çayı, yaktım pipoyu
oturuyorum kaç zamandır uzak güneşte.
ŞERİF ERGİNBAY
http://erginbay-siirleri.blogspot.com.tr
.
ERMİŞ
Dil söylemez de gönül bilir
belki son güzüdür bu ömrünün.
Avucunda son incirleri has bahçenin
dağlar uğuldar gelir ve toprak seslenir:
murad alma yeri değil dünya, gün kaderin.
ŞERİF ERGİNBAY