ÇARPINTI
Sabah yürüyüşleri
çiylenmiş pabuçlar
-beklerim-
o terli dönüşleri.
Yakınların kahrı
uzakların özlemi
yoruyor belli ki.
Yanımdaki çarpıntı
alıp götürür bir gün
-yarım kalmış-
o bütün düşleri.
ŞERİF ERGİNBAY
ÇARPINTI
Sabah yürüyüşleri
çiylenmiş pabuçlar
-beklerim-
o terli dönüşleri.
Yakınların kahrı
uzakların özlemi
yoruyor belli ki.
Yanımdaki çarpıntı
alıp götürür bir gün
-yarım kalmış-
o bütün düşleri.
ŞERİF ERGİNBAY
"En başta/ böcek dili, çiçek dili, kuş dili
dağlarca kekeme, anlaşılmaz değil.
Kolay değil/ bir düşün ardında yıllarca
yorum bilgisi güneşin yaşıyla bir.
Kurabilir insan/ yeni baştan kovulduğu cenneti
bildiği unuttuğuna denkler gerekir.
Sonunda seçilir/ binbir kılıklı varlığın anlamı
söylenmiştir ya başta: ad bir çiçektir.
Her yaşta, bilmek devrimci bir eylemdir.
Çok Yaşasın Edim, şairin beşinci şiir kitabı. İlk kitabıyla açık ettiği poetikasını her kitabında biraz daha olgunlaştırmakta, geliştirmekte. Kendini şiirde ve yaşamda aşma ereğiyle ‘edim’i yüceltmekten bilerek kaçınmıyor. O her şeye karşın, bilme’nin ve edim’in eytişimsel gücünün gezegeni yaşanılır kılma umudu ve güzelliği olduğuna inanıyor."
ÇOK YAŞASIN EDİM Klaros Shopier'de.
shopier sipariş linki;
https://www.shopier.com/klarosyayinlari/45321564
Klaros Yayınları İletişim;
klarosyayinlari@gmail.com
0530 661 23 48
KARGANIN GÖRDÜĞÜNE KAPALIYDI GÖZLERİ
Tohum umursamaz, bakmaz soluna sağına
otlar gizini vermez görmezden gelen insana
bilmezler ki, o ekinler ne zaman ekildi biçildi.
Karga ah etti dalında: “iyiler yine yenildi”
sonra da göğü ölçenlerin aptallığına
ve unutanlara ensede terli mendili
kuş dili beddua edip edip
doğrudan hızla
uçuş ezelden onun belleği
kanatlar giriyor ormanın ta koynuna
kalmadan akşamın karanlığına, yası dindi.
Börtü böcek yeter, göklerin sevgili toprağına
bastığı yere kör insan, artık kötüler çok fazla
onların, karganın gördüğüne kapalıydı gözleri!
ŞERİF ERGİNBAY
GÜN
Neler olmuyor ki hayatta
dün hangi sokağa düştü bombalar
hatırlayanlar da unutur çok yakında.
Ve sonra, senden aldıklarıyla kurar gün
gökkuşağını iki yamacına bir dağın, uzakta.
ŞERİF ERGİNBAY
BOMBA KARDEŞLİĞİ
Bilim, açıklamaktan utanıyor elbette
akşam ‘kuzey ışıkları’ niye Tahran’da
ve gündüz kapkara, petrol kokusuyla?
Yalnızca çocuklar soruyor gözleriyle
İran’a, Hayfa’ya neden düşer bomba
gün batımında limana, ve Lübnan’a?
Dökülen kanı umursamıyor elbette
-bomba kardeşliği mülkiyetin temeli-
ne Trump, ne Mossad ne de Molla.
Bir gün ezilen o halklar da uyanırsa
yazılamamış şiirler haklı çıkar belki
bu sis bu duman dağıldıktan sonra.
ŞERİF ERGİNBAY
THE GLASS MAN
I am your glass man
your naïve toy,
returned to the display case
when you grow tired.
Your counter-man.
Your paperweight.
I hold down your derailed dreams
so they won’t fly,
so they won’t escape.
I am the voice you forgot,
your easy curses.
You pass through me hotheaded
my name stays lodged like grief.
At a glance you solve me,
even my most hidden chambers.
I am your glass man.
Like a sheathed knife
I sleep through your cold night.
I am your exotic tree
in the outer garden,
under rain and light.
I am what you look at
sad, scattered
on the wall of your nakedness.
I am your sulking face,
easy warp, easy weft,
the one you avert your eyes from.
I am your glass man.
I am your ornamentation
in the trick mirrors of love rooms.
I burn incense for your slow afternoons,
become a coat rack for your memories
at evenings rich with appetizers.
I am your counter-man
in your hallucinatory wars.
And in your last autumn
you pass through like daylight
the rain-dreams of my eyes.
I shatter into a thousand pieces:
that never-returning boomerang,
my rainbow remains with you.
I am your glass man,
your glittering, naïve toy
inside the night.
Farewell.
ŞERİF ERGİNBAY
CAMDAN ADAM
Ben sizin camdan adamınız
naif oyuncağınız
bıkınca doğru vitrinlere.
Karşı-adamınız
kitap ağırlığınızım
uçmasın, kaçmasın diye
zıvanadan çıkmış düşleriniz.
Unuttuğunuz sesiniz
kolay küfürlerinizim.
Delifişek geçersiniz içimden
adım bir kahır gibi kalır bende.
Bir bakışta çözersiniz
en gizli yerlerimi bile.
Ben sizin camdan adamınız
yumulu bir bıçak gibi
uyurum soğuk gecenizde.
Egzotik ağacınızım dış bahçenizde
yağmurun ve ışığın altında.
Hüzünlü ve darmadağın baktığınızım
çıplak kalışınızın duvarında.
Küs yüzünüzüm
kolay çözgülü, kolay atkılı
ve gözlerinizi kaçırdığınız.
Ben sizin camdan adamınız.
Bezemelerinizim
aşk odalarınızın şaşı aynalarında.
Yavaş ikindilerinize buhurdan
anılarınıza askılık olurum
bol mezeli akşamlarınızda.
Karşı-adamınızım sizin
sanrılı savaşlarınızda.
Ve son güzünüzde
gün ışığı gibi geçersiniz
gözlerimin yağmur düşlerinden
bin parçaya bölünürüm:
O geri dönmeyen bumerang
gökkuşağım kalır sizde.
Ben sizin camdan adamınız
gecenin içinde ışıltılı naif oyuncağınız.
Hoşça kalınız!
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #dorduncu #bireylesenzaman #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
BİR ŞEYİN TAVI GEÇİNCE
En başta toprak
bir şeyin tavı geçince
önünde bomboş bir yıl
içinde derin bir keder
yazılır hesabına.
Tavındayken
ne önce ne sonra
-elmayı ısırdığında-
bir anlığına
dönmeyi unutmalı dünya.
-ilk öpüşmenin tadı
unutulmaz işte bu yüzden-
O demir
kara kömür kızarırken
akkor deminde çekiçlenir
hızla alınır örsün üstünden
daldırılır suya, ne geç ne erken.
Hâlâ göğsüm körük benim
kalbimde hiç sönmeyen kor
demirciydim ya ben eskiden.
En başta toprak
bir şeyin tavı geçince
hiç durmayan kulak çınlaması
bitmeyen pişmanlık olur hayat.
ŞERİF ERGİNBAY
www.ekdergi.com
Yükümüz hep ağırdı
gene ağır.
Bize anamız babamız bağırdı
oğlumuz kızımız bağırdı.
Sen de bağır.
Sözümüzü dağ taş anladı
kurt kuş anladı. Gerisi sağırdı.
Hâlâ sağır.
ŞERİF ERGİNBAY
#78liler #57liler
DUMAN
Şafağı dalıma astım, yele dönmüştü ömrüm.
Patikanda akşamlardım, sığınırdım diline.
Hep gidilen yerlerdi, benim durmadan döndüğüm.
Şafağı dalıma astım, bir deniz gördüm.
Denizden sonra o dumanda öldüm.
ŞERİF ERGİNBAY
THE FUME
I hung the dawn to my branch,
my life had turned to a breeze.
I was staying in your path until evenings,
in your words, I sheltered.
The places often gone, are that I always returned.
I hung the dawn to my branch, I saw a sea.
After the sea, in that fume I died.
ŞERİF ERGİNBAY
#turkishpoetry #turkishpoem #poetry #poem #poet #poems #poets #poetsofig #erdemkışına #adbircicektir #darkopru #erginbay #seriferginbay
Çıplak Tepelerin Sessizliğinde
Bir orman yok olduğunda
-Güneşi doğuran ağustosböcekleri korosu
-bulutun rüzgâr düşü, yağmurun dur durak bilmeyen öyküsü
-bizi saran saklayan hayvanlık, kurdun kuşun kör yolculuğu
-dağların kuytuları, koyu gölgeleri, yeraltı göllerinin suskunluğu
-her tepenin ardında gözü yaşlı bir sevgili bırakan ırmakların bıçkınlığı
-çaylarda, derelerde dinmek bilmeyen su perilerinin şarkısı
y o k o l u r.
Bir orman yandığında yanarız, yarınsızız biraz
gözlerimizde küller, alevli taşlar, kızgın kayalarız.
Bir orman ölüm sessizliğinde
genzimizde yanmış et ve is kokusu
hepsi bu.
Şerif Erginbay
#OrmanlaraDokunma #OrmanYangını #BüyükManavgatYangını #Güglen Dağı. #Murtici #Manavgat #Ahmetler #Fersin
...
BİLMEK DEVRİMCİ BİR EYLEMDİR
En başta
böcek dili, çiçek dili, kuş dili
dağlarca kekeme, anlaşılmaz değil.
Kolay değil
bir düşün ardında yıllarca
yorum bilgisi güneşin yaşıyla bir.
Kurabilir insan
yeni baştan kovulduğu cenneti
bildiği unuttuğuna denkler gerekir.
Sonunda seçilir
binbir kılıklı varlığın anlamı
söylenmiştir ya başta: ad bir çiçektir.
Her yaşta, bilmek devrimci bir eylemdir.
ŞERİF ERGİNBAY
Akatalpa, Mayıs 2022
SES
Bir oda nedir
ya da bir bahçe.
Bir can ki
tüy hafifliğinde.
Bir ses
binlercesi içinde.
Çok ağır.
ŞERİF ERGİNBAY
ORMANCI
Ozan bir ormancıdır.
Çocukluğunda büyülenmiş
ilk gençlik yıllarında vurulmuştur bir dağla.
Tek tek ağaçlar diker boşluğuna.
Kurdu kuşu, yılanı çıyanı, börtüyü böceği gözetir.
Göçüp gitmişlerin çiğnediği patikalarda dolaşır ve gönenir. Ardından uzaklaşır yeni yolaklar açmak için tohumlara.
Bilir ağaçların tek başına nasıl var olduklarını ve öldüklerini; ormanın o görkemli büyüsüne nasıl bir soluğun dolduğunu taştığını; göğe, ırmaklara, bulutlara, güneşe karıştığını.
Bir ormancıdır ozan.
ŞERİF ERGİNBAY